Başınıza böyle bir şey geldi mi? Yani ölümle kalım arasındaki ince çizgide dolaştığınız? Sanırım benim bir kez oldu. Aslında öyle pek de yakın sayılmaz. Ama uzak da diyemem. Kısaca anlatmam gerekirse…

İzmir’deki bir anadolu öğretmen lisesinde okuyordum. Okul ilçe merkezinden uzak olduğu için servisle gidip geliyordum. Serviste herkesin oturduğu belli başlı yerler var. Ben de hep aynı yerde oturuyorum. Bi’ gün (çoğu gün de olduğu gibi) okula gitmeyesim geldi. Evde tek başımaydım zaten, annem babam da evde değillerdi. Çok pis de uyku bastırdığı için ayaklanamadım.

Meğerse o gün bizim servis kaza yapmış. Servisin sürücüsü bir yakıt tankeriyle mi ne çarpışmış. Kusur da bizim sürücüdeymiş, yüksek süratli olduğu için manevra yapamamış servisteki diğer arkadaşlarımın anlattığına göre. Olayın en kötü yanına gelirsek, serviste daha okulu yeni kazanmış olan bir kızcağız öldü. Kızcağız benim oturduğum yerden bir koltuk önde, tekli yerde oturuyordu. O gün uykum olmasaydı da gitseydim ne olurdu bilmiyorum ama pek iyi bir şey olacağını sanmıyorum.

O günü tam anımsayamıyorum arkadaşlarım aramıştı sanırım sınıftan. Nasılsın, ne oldu falan diye, ben de uykulu uykulu konuşuyorum tabii. Hayırdır, ne oldu falan diye. O şekilde öğrendim neler olduğunu.

İşin ilginç tarafı servisi kullanan adam, servis şirketinde makbuzları kesen adamdı. Hadi, on bi’ kenara bırakın, sonuçta bu şirkete bağlı herhangi biri, birisinin ölümüne sebebiyet vermiş. Önümüzdeki ve sonraki senelerde de tüm yaşananlara rağmen servis ihalesini yine aynı şirket aldı. Artık kimler bu işten kazançlı çıktıysa… Ortada yitip giden bir can var, ortada sinsice dönen kirli tezgahlar da…

Neyse lafı değiştirmeyelim. Sizin de başınızdan geçen bu tür, ölümden kıl payı ve benim anlattığım olaydaki gibi bi’ şeyler oldu mu? Eğer olduysa yorum olarak paylaşabilirsiniz.