İki üç gün kadar önce twitter‘da rast geldim: Atsız’ın kitapları artık Ötüken Neşriyat tarafından e-kitap olarak D&R’de satılacakmış diye. Tabii haliyle sevindim bir Atsız okuru olarak. Böylelikle Atsız’ın kitapları daha fazla kişiye ulaşabilecekti.

Peki ya e-kitap işinde kazın ayağı öyle mi?

Baskı, dağıtım ve diğer masraflar olmadığından daha ucuza satılacağını düşünmek yanlış olmazdı. Hemen D&R’ın sitesine girip incelemeye başladım. Ama görünen hiç de öyle değildi. Normal basılı kitap parasından en fazla 50 kuruş aşağıydı. (Bozkurtlar basılı hali 20,49 TL – e-kitap hali 20,00 TL) Şaşırdım fiyatlara. Kağıtmış, mürekkepmiş, deposuymuş, dağıtımıymış; bu masrafların hiçbiri yok. E o zaman bu fiyatlar nedir kardeşim? Bu milleti salak yerine koymak değil de nedir?

e-kitapSadece Atsız’ın kitapları için söylemiyorum bunu, diğer yazarların kitaplarında da aynı durum söz konusu. Normal basılı kitap fiyatı ne kadarsa ondan olsa olsa 3-4 lira aşağı bir fiyata satmaya çalışıyorlar. Oh ne güzel hayat! Mesela, Komünist Parti Manifestosu var, Marx ile Engels’ın yazdığı kitap 1848’de yayımlanmış yani üzerinden 100 yıldan fazla zaman geçmiş. Bu da demek ki bu kitapları yayımlamak için yayımevi hiçbir ücret ödemiyor, dilediğince basıyor. Çünkü bu tür eserler yayımlandıktan 100 yıl sonra telif hakları tüm insanlığa mal ediliyor. Uyanıklık başa bela anlayacağınız, millet de salak zaten. (İyi de Komünist Parti Manifestosu 2,5 lira demeyin, adamlara gelişi zaten bedava)

Sadece D&R‘de böyle değil tabii ki, kitapyurdu ve idefix‘de de böyle. Sorun bu sitelerden mi yoksa yayınevlerinden mi kaynaklı, bilmiyorum ama her türlü okuyucunun zararlı çıktığı bir çark var ortada.

Yazıyı bitirirken son bir şey daha gözüme çarptı. idefix olayı abartıp e-kitabı kitaptan pahalıya sunmuş. İlber (Ortaylı) Hoca’nın Cumhuriyet’in İlk Yüzyılı (1923-2023) kitabını e-kitap olarak 14,00 liraya basılı kitap olaraksa 13,88 liraya satışa konmuş. Ne kadar sövseniz azdır.

Güncelleme: Bu yazıyı ilk yazdığımda vergi meselesinden haberdar değilim. Yakında ufak bir güncelleme ile bu vergi mevzusuna da değinen bir ekleme yapabilirim. Öğrenciyken, hayatının içine yeterince girmemişken “vergi” uzak bir kavram gibi geliyor fakat insan çalışma hayatına atılınca, devlet denen mekanizmanın nasıl bir sömürü aracı olduğunu daha iyi anlıyor.