Aykırı olma mecburiyetindesin. Sen olmak, sen kalmak için buna zorundasın! Marjinal görünmek için değil farklı olmak için aykırı olmalısın. Başkaları bi’ şeyler desin diye değil, sen başkalarından başka olmak için farkındalık yaratmalısın! Geçen saatler, günler, haftalar, aylar, yıllar… Gittikçe, her bakımdan birbirinin tıpkısı olan insanlar, hatta insanımsılar… Birbirine benzemek için yırtınıp, “biri” olmak için çırpınıyorlar. Aslında herkesin gözünden, diğer herkes böyle değil mi?

Gel zaman git zaman, bir noktada içinde var olduğu toplum da insanı sindirmeye çalışmıyor mu? En kötüsü de bu! Toplumca icat edilmiş bir takım kurallara uymak zorundaymışsın gibi… Sokağın ortasında, caddenin bağrında haykırasınız gelmiyor mu? Benim geliyor, hem de avazım çıktığınca! Neden kurallar? Neden mış gibi, miş gibi yapmak? Suratımıza taktığımız maskeler, diğerlerinden saklıyor gibi bizi. Peki kendimizden?

Kendimize bile aykırı olmalıyız desem, ileri mi gitmiş olurum ki… Kimbilir, belki de. O değil de, neden herkes “marjinal” ulan? Ha, peki ben niçin yazdım bunları, dedim aykırı olun, olalım diye? Ben aykırı mıyım? Bilmiyorum. Hiç bi’ fikrim de yok. Hatta büyük ihtimal bu yazıyı okuyan senden daha da sıradanımdır. Kendime bir şey söylemek istedim sanırım. Öyle öyle, bu yazıyı okuyan sana olduğundan daha çok kendim için olsa gerek. Hatta ve hatta, bu yazı, bi adam‘ın biraz da kendine haykırışıdır!