Yaklaşık 2 ay önceki yazımda, ASUS ultrabook aldığımı söylemiştim. İlk başlarda her şey güllük gülistanlıktı. Sonradan tabii bazı şeyler değişti. Öncelikle backspace tuşunun bir tarafı içe doğru göçüktü. Sırf bu yüzden servise vermeyi düşünmüyordum. Ama diğer sorunlar da oluşunca teknik servis şart olmuştu.

Mesela, masaüstü bilgisayarımda bayağıdır Windows 7 kullanırım yasal olmadan. (Böyle bir şey yapmanın nedeni lisanslı olan Vista’nın bir türlü randımanlı çalışmaması) Lisanssız kullandığım bu Windows 7’li bilgisayarım hiçbir zaman sahte, korsan, falan filan diye uyarı vermemişti. Fakat kendinden orijinal Windows 8 ile gelen ASUS dizüstüm, birkaç ay sonra sahte ürün anahtarı uyarısı verdi. Halbuki zaten alındığında kurulu olan işletim sistemi bu, seri numarası da gayet doğru. Bu sorunla ilgili, Microsoft çağrı merkezini falan da aramıştım, çözememişlerdi. ASUS ile görüşmem gerektiğini belirtmişlerdi.

Mesela pil hiçbir zaman yüzde yüz (veya doksan dokuz) dolu gözükmüyordu. Garip bir şekilde bazen yüzde seksen birde bazen de doksan üçte falan sabitleniyor kalıyor, sanki en üst limit noktası oymuş gibi. Ayrıca pili, 2 saat dahi gitmiyor. Henüz yarım yaşını tamamlamamış bir bilgisayar için oldukça az bir batarya ömrü olsa gerek. Bir de klavye ışığı derdi var, benim kapatmama rağmen her bilgisayarın yeniden başladığında otomatik olarak açılıyor bu klavye ışıkları. Bu problem de birkaç ay sonra kendini belli etti.

Sonunda servis yoluna düştüm

asus bilgisayar teknik servis

Her neyse, ben de servise vereyim dedim artık. İzmir’de ASUS’un yetkili teknik servisliğine bakan teleservice var. Dizüstümü ayın 12’sinde servise verdim elden. İstanbul’a gideceği söylendi. ASUS gibi Türkiye’nin en çok satan ve adı geçen dizüstü markasının İzmir gibi Türkiye’nin üçüncü, hatta ikinci büyükşehrinde bir servisinin bulunmaması ilginç geldi. Sonuçta onayladım, teslim ettim cihazı.

Ondan sonra bir bekleme süreci vardı. Bu süreçte biri beni ASUS’tan aradığını söyleyerek Windows 8’de kullandığım hesabımın şifresini istedi, ben de elim mecbur verdim. Ama cidden böyle bir şeye gerek var mıydı? Madem şifreyi benden isteyecekti, orada ne sıfatla bulunuyordu vs…

Aradan yine bir süre geçti. Tabii ben de ara ara teleservice’in sitesinden verilen seri numarasını girerek olup olmadığını denetliyorum. En sonunda ayın 3’ünde teslim aldım.

Hay teslim almaz olaydım! Olumsuz, kötü bir sonuçla karşılaşmayacağımı tahmin ederek kabataslak bakarak aldım. Sonra da bilgisayarı açıp yazılımsal sorunların hallolup hallolmadığına bakacaktım. Ama şarjsız yolladıkları için orada bakamadım, mecburen teslim almış oldum imza da atarak. Kim bilir, o imza attığım kağıtta neler yazıyor?

Sonuçta elimde ne vardı

Bana nasıl bir dizüstü yollamış derlersiniz? İlk olarak kir, pas içindeydi. Ben gönderdiğimde tertemiz olan dizüstüyü bir ay hiç silmesem falan o hale gelemez desem yeridir. Bana veren notta anakartın ve klavyenin değiştiği, CPU fanının temizlendiği yazılmış. Tek yaptıkları şey klavyeyi düzeltmek olmuş. Diğer problemleri olduğu gibi çözmeden göndermişler.

Klavye ışığı sorunu, ekranın doksan dereceden sonra gevşek açılması, Windows 8’in lisanssızmış gibi gözükmesi vs. aynen duruyor. Bu da yetmezmiş gibi bir de üstüne sorun eklemişler. Mesela touchpad denen dokunmatik fare yüzeyinin altında yer alan sağ ve sol tuşlar gitmiş, eskiden çalışıyordu. Şimdi çok sert basmak gerekiyor. Bir de dizüstünün arka kapağını nasıl taktılarsa oynama sorunu var, beni rahatsız ediyor şahsen. Fan da aşırı çalışır olmuş, tarayıcı açsam bile eşek gibi çalışıyor. Sanki ağır bir oyun oynuyor ya da CPU’yu zorlayan bir işlem yapıyormuşum gibi.

Cuma günü alıp bunu fark edince sinir oldum tabii. Pazartesiye yeniden servise vereceğim. Vermeden önce de teleservice, ASUS Global ve ASUS Türkiye‘ye şikayet e-postaları attım. Pazartesi olsun ASUS çağrı merkezini de arayacağım. İçimdeki kini, nefreti kusacağım.

Sonuçları da blogumdan duyuracağım!

Oldukça gecikmiş bir güncelleme

Ürünümü biraz zor olsa da geri vermeyi başarabildim, daha da doğrusu, ASUS servisi, değişim kararı çıkardı ve muhtemelen uzun bir süre Windows dizüstülere tövbe ettim. Şimdilik, Macbook Pro Retina cihazımla güllük gülistanlık geçinip gidiyoruz.